Sürekli Güçlü Olma Zorunluluğu | Psikolog Aliye Kut

 

Son yıllarda en sık duyduğum cümlelerden biri şu: “Ben iyiyim.” Bu cümle çoğu zaman çok hızlı söyleniyor. Üzerine düşünülmeden, adeta refleks gibi. Biraz daha konuşunca gözlerin dolduğunu, omuzlarının düştüğünü görüyorum. O “iyiyim” kelimesinin altında ne kadar yorgunluk biriktiğini fark ediyorum.

Belki sen de çevrende hep güçlü görünen kişisin. Ailesinin yükünü taşıyan, iş yerinde sorumluluk alan, arkadaş grubunda sakinleştiren taraf olan. Herkes bir şekilde sana yaslanıyor. Sen de alışmışsın; toparlayan, çözen, mantıklı kalan olmaya. Ama kimse sana “Sen gerçekten nasılsın?” diye sormuyor. Sorsa bile, cevabını değiştirmiyorsun.

Çünkü güçlü olmak zamanla bir kimliğe dönüşüyor. Kırılgan yanlarını göstermek zayıflık gibi geliyor. Yorulduğunu söylemek ayıpmış gibi. Sanki durursan her şey dağılacakmış, sen bırakırsan kimse toparlayamayacakmış gibi bir sorumluluk duygusu taşıyorsun. Bu ağır yükü yıllardır sessizce sırtlanmış olabilirsin.

Ama insan sürekli dayanamaz. Sürekli anlayışlı, sürekli sabırlı, sürekli kontrollü kalamaz. İçeride biriken öfke, hayal kırıklığı ya da yalnızlık bir yerde kendini hatırlatır. Bazen uykusuzlukla, bazen tahammülsüzlükle, bazen de nedensiz bir ağlama isteğiyle çıkar ortaya. O anlarda kendine kızarsın. “Ben böyle biri değilim” dersin. Oysa belki de ilk kez gerçekten kendine yaklaşıyorsundur.

Sürekli güçlü kalma çabası çoğu zaman erken yaşlarda öğrenilir. Belki evde duygulara yer yoktu. Belki biri üzülünce hemen susması beklenirdi. Belki sen küçükken “olgun” olmak zorunda kaldın. Zamanla kendi ihtiyaçlarını ertelemek normalleşti. Başkalarını rahatlatmak, kendini ikinci plana atmak bir alışkanlığa dönüştü.

Şimdi yetişkin hayatında da benzer bir düzen sürüyor olabilir. Dışarıdan bakıldığında takdir edilen, güvenilen, sağlam görünen birisin. Ama içten içe biri sana yaslansın, biri seni tutsun, biri “Yoruldun, biliyorum” desin istiyorsun. Bu isteğin olması seni zayıf yapmaz. Aksine, insan yapar.

Kırılganlık, düşündüğünün aksine dağılmak değildir. Kırılganlık, birine “Bu ara zorlanıyorum” diyebilmektir. Maskeyi kısa bir süreliğine indirmektir. Kendini her an güçlü göstermek zorunda olmadığını kabul etmektir. Bunu yaptığında dünyanın yıkılmadığını, aksine ilişkilerinin daha gerçek bir yere taşındığını görebilirsin.

Belki bugün küçük bir adım atabilirsin. Herkese değil, ama güvendiğin birine. “Ben de bazen zorlanıyorum” demekle başlayabilirsin. Ya da sadece kendi içinde, ilk kez dürüstçe “Yorgunum” diyebilirsin. Bu cümle sandığından daha iyileştirici olabilir.

Eğer sürekli güçlü kalma yükü omuzlarını ağırlaştırdıysa ve bunu artık tek başına taşımak istemiyorsan, bunu bir başkasının yanında yavaşça bırakmayı deneyebilirsin. İstersen bunu birlikte konuşabiliriz.

 
 
Psikolog Aliye Kut
Psikolog

Aliye KUT

Aile & Çift Terapisi • Çocuk & Ergen Danışmanlığı • Kaygı & Depresyon • EMDR

Panik Atak Anında Ne Yapmalı?

Pek çok kişi “aniden nefes alamıyorum”, “kalbim çok hızlı atıyor”, “bayılacak mıyım y…

Devamını Oku
Neden Mutsuzum? Nasıl Mutlu Olabilirim?

Mutluluk ve mutsuzluk kavramları karmaşık duygusal durumlardır ve oldukça önemlidir.&…

Devamını Oku
Ergenlerde Psikolojik Sorunlar

Ergenlerde psikolojik sorunlar, ergenlik döneminde sıklıkla görülen temel problemleri…

Devamını Oku